Kedi ve Köpeklerde Kalp Hastalıklarında Beslenme
Kedi ve köpeklerde kalp hastalıkları, özellikle ileri yaşlarda daha sık karşılaşılan önemli sağlık problemleri arasında yer alır. Kalp hastalıklarının türü ve görülme sıklığı; hayvanın yaşına, ırkına, genetik yatkınlığına ve genel sağlık durumuna göre değişebilir.
Köpeklerde en sık görülen kalp hastalıklarından biri miksomatöz mitral kapak hastalığıdır (MMVD). Özellikle ileri yaştaki küçük ve orta ırk köpeklerde daha sık görülür. Cavalier King Charles Spaniel başta olmak üzere bazı küçük ırklarda hastalığa yatkınlık daha belirgindir.
Büyük ve dev ırk köpeklerde ise dilate kardiyomiyopati (DCM) daha fazla önem taşır. DCM; kalp kasının kasılma gücünün azalması ve kalp odacıklarının genişlemesiyle karakterize bir hastalıktır. Doberman Pinscher, Boxer, Great Dane, Alman Kurdu, Irish Wolfhound ve Newfoundland gibi bazı büyük ırklarda daha sık görülebilir.
Kedilerde ise kalp hastalıklarının yapısı köpeklerden farklıdır. Kedilerde en sık karşılaşılan kardiyomiyopatilerden biri hipertrofik kardiyomiyopatidir (HCM). Bu nedenle kedi ve köpeklerde kalp hastalıklarının değerlendirilmesi ve beslenme planlarının hazırlanması türe, hastalığın tipine ve evresine göre yapılmalıdır.
Kedi ve Köpeklerde Kalp Hastalıkları İçin Risk Faktörleri
Kalp hastalıklarının gelişiminde veya mevcut hastalığın yönetiminde birçok faktör rol oynayabilir. Bunlar arasında:
-
Yaş
-
Irk ve genetik yatkınlık
-
Obezite ve ideal vücut kondisyonunun bozulması
-
Kalp kurdu enfeksiyonları
-
Bazı besinsel yetersizlikler veya dengesiz diyetler
-
Böbrek hastalıkları gibi eşlik eden kronik hastalıklar
-
Bazı hormonal ve metabolik hastalıklar
sayılabilir.
Her kalp hastalığının nedeni aynı değildir. Bu nedenle yalnızca belirli bir risk faktörünün bulunması hayvanda mutlaka kalp hastalığı gelişeceği anlamına gelmez.
Kalp Hastalığı Olan Kedi ve Köpeklerde Beslenme Neden Önemlidir?
Kalp hastalığı olan kedi ve köpeklerde beslenme, hastalığın tedavisini destekleyen önemli unsurlardan biridir. Uygun bir beslenme planının temel amaçları; hayvanın ideal vücut kondisyonunu korumak, kas kaybını önlemek, gerekli besin maddelerini yeterli miktarda sağlamak ve özellikle kalp yetmezliği gelişmiş hastalarda sıvı birikiminin kontrolüne yardımcı olmaktır.
İleri kalp hastalıklarında bazı hayvanlarda iştahsızlık, kilo kaybı ve kas dokusunda azalma görülebilir. Kalp hastalığına bağlı gelişen belirgin kas ve kilo kaybı kardiyak kaşeksi olarak adlandırılabilir.
Bu nedenle kalp hastalığı bulunan bir kedi veya köpeğin yalnızca kilosunun değil, kas kütlesinin ve vücut kondisyonunun da düzenli olarak takip edilmesi önemlidir.
Kalp Hastalığı Olan Hayvanlarda Protein
Kalp hastalığı bulunan kedi ve köpeklerin diyetlerinde yüksek kaliteli ve yeterli miktarda protein bulunması önemlidir.
Özellikle kas kaybının başladığı hayvanlarda gereksiz protein kısıtlaması kas dokusunun daha fazla kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle yalnızca kalp hastalığı bulunduğu gerekçesiyle düşük proteinli diyetlere geçilmesi genellikle uygun değildir.
Böbrek hastalığı gibi eşlik eden başka bir hastalık bulunuyorsa protein miktarı veteriner hekim tarafından hayvanın genel sağlık durumu dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir.
Kalp Hastalığı ve Sodyum Kısıtlaması
Kalp yetmezliği geliştiğinde vücudun sodyum ve su dengesini düzenleyen mekanizmalarda değişiklikler meydana gelebilir. Bunun sonucunda vücutta sıvı tutulumu artabilir ve akciğerlerde, göğüs boşluğunda veya karın boşluğunda sıvı birikimi görülebilir.
Bu nedenle kalp yetmezliği olan kedi ve köpeklerde sodyum tüketiminin kontrol edilmesi önemlidir.
Ancak her kalp hastasında aynı düzeyde sodyum kısıtlaması uygulanmaz. Belirti göstermeyen erken evre kalp hastalarında daha hafif bir kısıtlama yeterli olabilirken, konjestif kalp yetmezliğinin geliştiği ileri evrelerde daha belirgin bir sodyum kısıtlaması gerekebilir.
Bu nedenle uygulanacak diyet, kalp hastalığının evresine göre veteriner hekim tarafından belirlenmelidir.
Ödül Mamaları ve İnsan Gıdalarına Dikkat
Kalp hastalığı bulunan hayvanlarda yalnızca ana öğünün içeriği değil, gün içerisinde tüketilen diğer gıdalar da önemlidir.
Bazı:
-
Ödül mamaları
-
Şarküteri ürünleri
-
Peynirler
-
İşlenmiş insan gıdaları
-
Dental ürünler
-
Sofra artıkları
yüksek miktarda sodyum içerebilir.
Bu nedenle özellikle sodyum kısıtlaması gereken kedi ve köpeklerde verilen tüm ek gıdaların içerikleri kontrol edilmelidir.
Kalp Hastalıklarında Taurinin Önemi
Taurin, özellikle kediler için son derece önemli bir amino asittir. Kediler yeterli miktarda taurin sentezleyemedikleri için taurini diyet yoluyla almak zorundadır.
Köpekler ise taurini metiyonin ve sistein gibi amino asitlerden sentezleyebilir. Ancak bazı köpeklerde ırksal yatkınlık, kullanılan diyetin içeriği veya metabolik farklılıklar nedeniyle taurin yetersizliği gelişebilir.
Özellikle DCM tanısı alan hayvanlarda gerekli görülmesi halinde kan taurin seviyeleri değerlendirilebilir ve veteriner hekim tarafından taurin takviyesi önerilebilir.
Taurin takviyesinin miktarı her hasta için aynı değildir. Bu nedenle kalp hastalığı bulunan kedi veya köpeklere veteriner hekim değerlendirmesi olmadan yüksek doz taurin verilmemelidir.
L-Karnitin ve Kalp Sağlığı
L-karnitin, yağ asitlerinin hücre içerisinde enerji üretiminde kullanılmasında görev alan önemli bir bileşendir. Kalp kasının enerji ihtiyacının karşılanmasında da rol oynar.
Bazı köpeklerde L-karnitin eksikliğinin dilate kardiyomiyopati ile ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Özellikle belirli DCM vakalarında L-karnitin takviyesinden fayda sağlanabilir.
Ancak her DCM vakası L-karnitin eksikliğinden kaynaklanmaz. Bu nedenle L-karnitin takviyesi de hastanın klinik durumu, kullanılan diyet ve veteriner hekimin değerlendirmesine göre planlanmalıdır.
Omega-3 Yağ Asitleri Kalp Hastalıklarında Kullanılabilir mi?
Omega-3 yağ asitleri, özellikle EPA ve DHA içeren balık yağları, kalp hastalığı bulunan bazı kedi ve köpeklerde destekleyici olarak kullanılabilir.
Omega-3 yağ asitleri;
-
İnflamatuvar yanıtın düzenlenmesine,
-
İleri kalp yetmezliğinde görülebilen kas kaybının azaltılmasına,
-
İştah ve vücut kondisyonunun desteklenmesine,
-
Bazı kalp ritim bozukluklarının yönetimine
yardımcı olabilir.
Ancak kullanılan ürünün EPA ve DHA miktarı, hayvanın kilosu, kullandığı ilaçlar ve mevcut hastalıkları dikkate alınmalıdır. Bu nedenle balık yağı ve diğer omega-3 takviyeleri veteriner hekime danışılarak kullanılmalıdır.
Kalp Hastalığı Olan Kedi ve Köpeklerde İdeal Kilo
Fazla kilo kalp ve solunum sistemi üzerindeki yükü artırabilir. Bu nedenle kalp hastalığı bulunan hayvanlarda ideal vücut kondisyonunun korunması önemlidir.
Bununla birlikte kalp hastalığının ileri dönemlerinde aşırı kilo kaybı ve kas erimesi de ciddi bir problem olabilir.
Bu nedenle amaç yalnızca hayvanın kilo vermesi veya kilo alması değil, ideal kilosunun ve kas kütlesinin korunmasıdır.
Kilo fazlalığı bulunan hayvanlarda hızlı ve kontrolsüz kilo kaybı yerine veteriner hekim gözetiminde kademeli bir beslenme programı uygulanmalıdır.
Kalp Hastalığı Olan Kedi ve Köpekler Nasıl Beslenmeli?
Kalp hastalığı bulunan her hayvan için geçerli tek bir beslenme modeli bulunmamaktadır. Beslenme planı hazırlanırken:
-
Kalp hastalığının tipi,
-
Hastalığın evresi,
-
Kedi veya köpeğin yaşı,
-
Vücut kondisyonu ve kas kütlesi,
-
Böbrek fonksiyonları,
-
Kullanılan kalp ilaçları,
-
Günlük enerji ihtiyacı,
-
Mevcut diyetin besin içeriği
birlikte değerlendirilmelidir.
Kalp hastalığı tanısı alan hayvanlarda mama değişikliği, sodyum kısıtlaması veya taurin, L-karnitin ve omega-3 gibi takviyelerin kullanımı veteriner hekim kontrolünde planlanmalıdır.
Sonuç
Kedi ve köpeklerde kalp hastalıklarının tedavisinde ilaçların yanı sıra doğru beslenme yönetimi de büyük önem taşır. Yeterli ve kaliteli protein alınması, ideal vücut kondisyonunun korunması, gerektiğinde sodyum tüketiminin kontrol edilmesi ve uygun hastalarda taurin, L-karnitin veya omega-3 gibi besin desteklerinin değerlendirilmesi tedaviyi destekleyebilir.
Ancak kalp hastalıklarının tipi ve şiddeti her hayvanda farklıdır. Bu nedenle kalp hastalığı bulunan bir kedi veya köpek için beslenme programı hazırlanırken veteriner hekimin önerileri temel alınmalı, takviyeler ve diyet değişiklikleri bireysel olarak planlanmalıdır.